21 Ağustos 2014 Perşembe

KISA BİR TESPİT




Yine, yeniden herkese selamlar.Daha önceki yazılarımda da arada sırada bahsetmiş olduğum aylardır planladığım tatil organizasyonumu sonunda gerçekleştirebildim, bedenen yorgun, ruhen dinlenmiş ve doymuş olarak Mersinimin kavurucu sıcaklarına MERHABA dedim.Bu yazımda hayata, beklentilere ve genele dair ufak tefek tespitler yapmak istedim.Elbette gezginciliğin en hası, alıp sırt çantanı kendini yollara vurmak, önceden otelleri ve rotaları belirlemek, kendi prensiplerinle kafana göre takılmak, kimsenin uygulamasına tabi olmamaktır.Bu tarz bireysel organizasyonlar yapan arkadaşlara her zaman ayrı bir saygım vardır ve bence de en gerçekçi gezginci tarzı da budur.Fakat şahsım bu senede otel tespitiymiş, otel ve uçak rezervasyonu imiş, sınır geçişlerinde uğraşmakmış,dertlerine giremem banane ben gezeyim kolaycılığı ile otobüs ile 15 günlük geniş kapsamlı Avrupa turuna çıktı.Elbette tur öncesi gidilecek şehirlerle ilgili blog sayfası sahibi dostların yazılarını okudum, nerede ne yenir, neresi gezilir, metro, tramvay hattı nasıldır, oteller merkeze uzak mı, uzaksa merkeze nasıl gidilir? araştırmalarına girdim, yarın yokmuş mantığı ile çantamı doldurdum bol miktarda konserve pilakı ve ton balığı yanıma aldım.Şaka bir yana seyahatlerde küçük bir gıda çantası candır, bozulmayacak ürünleri yanınıza almanızı tavsiye ederim.Hatta benim gibi otobüslü turlara katılırsanız bol bol su da yanınızda getirin yoksa yaban elde suya 5-10 TL arası para verirsiniz, içinize oturur, üzülürsünüz.Hesabıma kitabıma dikkat ederek, çok abartmadan ama pintiliğin dibine de vurmadan keyifli bir tatil yaptım.Anlayacağınız ufak bir ayarlamayla olmayacak iş değil.



46 kişi ile birlikte yolculuk yaptım, hiç tanımadığım insanlarla tanıştım, onlarla uzun uzun sohbetler ettim, espriler yaptım, yemeğimi paylaştım, onlar benle yemeklerini paylaştılar, gece alakasız saatlerde sokaklarda kaldım yanımda bir destek oldular, dolaşırken çantamı, paramı kolladılar, ben onları kolladım, farklı memleketlerde ortak damak tadı, ortak rengi bulmaya çalışırken beraber uğraş verdik, aynı sıcağı, aynı soğuğu, aynı yağmuru yedik, aynı şemsiye altında dolaştık, aynı sınırda saatlerce bekledik, aynı şişedeki şarabı paylaştık, vedalaşırken bir tuhaf olduk, falan falan uzar gider ..anlayacağınız 15 günde küçük bir koloni kurduk.Otobüsle, business uçakla veya yayan ne şekilde yolculuk olursa olsun insanın olduğu her yerde ayrı bir lezzet var, bu yüzden bazen birebir insan odaklı bir meslek yapmayı tercih ettiğim için seviniyorum.

Allahtan tatil arkadaşlarımla kısa sürede organize olduk ve elimizde haritalarla Avrupa kentlerinin altını üstüne getirdik.Günde 7-9 saat arası hiç kasmadan yürüdük, otel konaklamamız varsa valizleri odalarımıza atar atmaz şehirlerin gece hayatına dahil olduk, ayrı bir mutlu olduk.

Ayrıca bu tatil sayesinde acayip sağlam kondisyonumun olduğunu gördüm, işin içinde gezme olunca tazı gibi dolaşabildiğim gerçeğini öğrenmiş oldum :)

Gelelim en önemli noktaya, Memlekette ya da Barselona da ya da Avrupa'nın herhangi bir noktasında insanlar, hayatlar var ve farklı şekillerde olsa dahi amaçları ortak, farklı hayat mücadeleleri devam ediyor. Lisanlarımız, ten rengimiz, yemek kültürümüz, alışkanlıklarımız, dinlerimiz farklı da olsa insanız ve bu dünyanın fertleriyiz.Farklı kültürleri görebilmek, onlara dokunabilmek, farklı lisanları duyabilmek ve farklı kentlerde dolaşabilmek, farklı şekillerde de olsa tüm insanı tepki ve gereksinimlerin temelinde ortak olduğunu algılayabilmek bence önemli ve keyifli bir tespit.Siz ne düşünürsünüz bilmem.

Gezginci ruhunuz her daim devam etsin.Diğer yazılarda görüşürüz :)

Saygılarımla
Egemen ÇINAR

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme